Eskiden bir konuda korkak ve cesaretsizdim; beni geren ilişkileri bitirme, aklımla ve kalbimle artık taşıyamayacağımı düşündüğüm insanlardan uzaklaşma...
Blogdaki yazılarım öncelikle benim içimi dökme, düşüncelerimi dışa aktarma yolumdur. İlle okunsun diye bir beklentisi yoktur. Okunursa da mutlu olurum.
4 Mayıs 2021 Salı
Sular Aka Aka Yatağını Bulur
20 Nisan 2021 Salı
ADI GENCO OLSUN
Çook uzun yıllar önceydi.
30 Mart 2021 Salı
NAZIMCA
Nazım Hikmet sevdam malum. Beynimin ve yüreğimin sol yarısı silme Nazım; diğer yarısı şiirimizin diğer ustaları...
6 Mart 2021 Cumartesi
Demir Leblebi de Ne?
CHP Kadın Kolları tarafından düzenlenen bir etkinliğe "Demir Leblebi" adını vermişler.
3 Mart 2021 Çarşamba
İnternet Yanıltabilir mi?
İnternet tam bir kargaşa. Bilginin kirlisi, temizi, yalanı dolanı ne ararsan var. Kitaplardan araştırma yapmayı, kitap okumayı (özellikle şiir kitapları) bıraktığımızdan beridir bilgiler kirlendi, karardı, içinden çıkılamaz bir hale geldi.
Uydurma şiirler Can Yücel’indir diye, Nazım Hikmet’indir
diye, Mevlana’nındır diye paylaşılıyor. Okuma özürlüler de sorgulamadan
bunların yayılmasını sağlıyorlar.
Bunlardan birkaçının tuzağına düştüğümü itiraf etmeliyim. Okumamış
olduğum kitaplardadır, dergilerde kalıp kitaplara girmemiş metinlerdir diye
peşine düşmedim, yanlışı doğru belledim.
Bir süre önce "Tanrım Beni Yavaşlat" adlı bir
metne rastladım. Bir Hitit Duası diye ekleme yapılmış.
Okudum, hani şu ilk bakışta insana çok hoş gelen "yaşam
öğütleri" var ya, onlardan biri. Okudum ama ilk dizelerde alarmlar çalmaya
başladı, aslını sonra araştırırım diyerek attım bir kenara, unuttum gitti.
Sonra bugün aklıma geldi ve bakayım dedim.
Şöyle cümleler var:
“güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık
avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret”
Hititler bu coğrafyada M.Ö. 1600’lü yıllarda kurulmuş bir
devlet. Çivi yazısıyla kil tabletler üzerine yazıyorlardı ve okuma yazmayı
Tanrıların sanatı diye görüyorlar, çok özel ayrıcalıklı kişiler dışında kimse
okuyup yazamıyordu.
Yani 5 kitaplık bir kütüphanede bulunan kitapların ağırlığı
500 kg falan olmalı. Her sayfa bir tablet hesabıyla 100 sayfalık kitaplar…
Güzel bir kitabı yanında taşıyıp birkaç satır okumayı
düşünen bir Hititli…
Bu Hititli Kaplumbağa ve tavşan masalını da biliyor… Masalı
yazan Ezop MÖ 6. Yüzyılda yaşadığı varsayılan Yunan masalcısıdır. Hititlerden
aşağı yukarı 10 yüzyıl sonra tarih sahnesine çıkmış.
Sonra Google’da, “Tanrım beni yavaşlat” diye sorguladığımda
karşıma çıkan ne varsa baktım.
Meğer bu metin aslında Wilfred Arlan Peterson’a aitmiş. Adam,
1900-1995 yılları arasında yaşamış, Michigan doğumlu, Amerikalı bir düşünür ve
yazarmış...
İki metni karşılaştırdım, Hitit duası ve bir duvar yazısı
olduğu söylenen metin çok daha uzun. Metin Peterson’un şiirine yapılmış
eklemelerle uydurma bir metin.
Her şeyi Google amcadan soran, kitaplara bakmayı, asıl
kaynağa dönmeyi unutan bir toplum olduk.
Sıkıntılı bir durum, gelecek için bir tuzak…
19 Aralık 2020 Cumartesi
Aklımla Tartıştım
Kafamın takıldığı şeyler vardı; birilerine, bir şeylere kızgınlık, insanları anlayamamanın verdiği kafa karışıklığı... Kendi aklımla konuşuyordum.
28 Kasım 2020 Cumartesi
MERHABA VE ARKADAŞLIK SÖZCÜKLERİ KATLEDİLDİ
28.11.2020, 17.19
Şu sanal âlem "bir âlem" doğrusu...
Sosyal medya dedikleri ise "bambaşka bir âlem".
Bilginin iyisi, doğrusu, kirlisi, yalanı, uydurması ne istersen piyasada.
Bu coğrafyada, düşünmeyi, kafa yormayı, değerlendirme yapmayı, çözümlemeyi, soru sormayı, dogmaları reddetmeyi, aramayı, öğrenmeyi doğamız gereği, zaten sevmeyiz. Bilginin aspirin gibi bize hazır sunulanı makbuldür.
İşte, bu âlemde her şey önümüze hazır gelince kabullenmek çok kolay. Önümüze gelenleri öğrenmeye ve anlamaya da gerek yok. Bas butona beğen ve paylaş... Hepsi bu.
Kaç zamandır "merhaba" ve "arkadaş" sözcüklerinin anlamları ve kökenleri ile ilgili açıklamalar dolaşır ortalıkta.
Açıklamalar uydurma ve doğru bilgi içermiyor. Açıkça söylemek gerekirse düpedüz yalan işte.
Ama açıklamaların "şirin" ve "kandırmaca dozu çok yüksek" doğrusu.
"Merhaba" sözcüğünün "Benden sana kötülük gelmez." anlamına geldiğini iddia ediyor. Açıklamanın sonunda "Benden herkese merhaba." sözleri var. Eee, hoş doğrusu... Ama doğru değil işte.
Sözcük Arapça kökenli... Dilimize " başka anlama geçiş" yoluyla girmiş ve Osmanlıca da bir selam, bir karşılama sözü olarak kullanılmaya başlamış. Anlamı ise "yayılın, rahat olun, genişleyin" şeklinde. Bir selam verme sözcüğü, o kadar.
"Benden herkese "yayılın, genişleyin, rahat olun". 😆😆😆😆"
"Arkadaş" sözcüğü Türkçe bir sözcük. Yapısı bakımından türemiş bir sözcük. "Arka" sözcüğüne yine Türkçe bir ek olan "-deş" eki getirilerek yapılmış. Bu ek, eklendiği sözcüğe "aynı işi yapan, aynı yerde bulunan, aynı özellikleri taşıyan, birbirinin yanında olan, aynı yeri paylaşan" vb. anlamlar katar. Vatandaş, meslektaş, dindaş, yoldaş, kardeş (karındaş), arkadaş, paydaş, türdeş vb....
Arkadaş ise birbirine destek olan, birbirine arka veren, sırt sırta olan anlamlarıyla kullanılır. Yani yapım ekinin verdiği anlamı düşünecek olursak "birbirine arka veren"...
Bu sözcüğün, sanal ortamda dolaşan öyküyle ilgisi yok. Hani eskiden savaşlarda askerler okla, kılıçla dövüşürken arkadan gelecek saldırıyı önlemek için sırtlarını büyük bir taşa verirlermiş gibi uyduruk bir açıklama... Yani arkasını taşa dayamak... Koca koca sitelerde ballandıra ballandıra, üstelik, şovenist bir anlatımla bu öykü anlatılıyor.
Şimdi bir an hayal edelim: Bilge Kağan, düşmanlarına savaş açmış. Çağırıyor yanına, beylerini, danışmanlarını, danışıyor. Bir karar alınıyor. 5000 kişilik ordusuyla savaşacak alan arayacaklar. 5000 askerin arkasını dayayıp savaşabileceği kayalarla dolu bir arazi. Bu araziyi buldular diyelim. Düşmanı bu arazide savaşmaya nasıl ikna edecekler? Hadi bu da oldu, peki at sırtında savaşan, uyuyan, akından akına koşan askerler atlarından inip sırtlarını kayalara mı dayayacaklar? İnmediler diyelim, atlar o kayaların arasında nasıl koşacak, manevra yapacak? Asker atını mı idare etsin, savaşı mı?
Şaka bir yana bilgisizlik böyle bir şey, bilmeyince uydurursunuz.
Arkadaş sözcüğünün kullanıldığı en eski kaynak 1797 tarihli. (Nişanyan Etimoloji Sözlüğü) Yani daha dün gibi, yani Anadolu'yu yurt bellememizden kaç yüzyıl sonra.
Anlamını bilmediğiniz yabancı bir sözcük bir derece anlaşılabilir belki, ama tepeden tırnağa mis gibi anadilinin varlığı olan bir sözcüğe bu kötülük nasıl yapılır?
15 Temmuz 2020 Çarşamba
SIKINTI
3 Temmuz 2020 Cuma
Nazım'a Mektup
ŞİİR DEFTERİM
8 Mart'ı Anlamak
Şöyle bir cümle dolanıyor ortada. Her okuduğumda çok üzülüyor ve sinirleniyorum. "Erkeğin adam olduğu yerde kadına her gün 8 Marttır....
-
Sevgili yeğenim Bilgesu'nun yazmaya hevesini biliyordum. Arada yazdıklarını okur ve çok beğenirdim. Şiir yazdığını bilmiyordum. Gönd...
-
7’den 77’ye hemen herkesin yaptığı yaygın bir yanlışlıktan söz edeceğim. Eskiler buna galat-ı meşhur derlerdi. Çok yaygın olduğu ...
-
Sevgili Hocam Mazhar Kükey'i 35 yıl sonra yeniden görmek çok güzeldi. Uzun, çok uzun bir ömür diliyorum değerli hocama. Emekli oldukta...
-
"Yıl 1962 Ankara’da yayımlanan, hükümet ve düzen işbirlikçisi bir gazete, kendi topraklarında yaşama özgürlüğü elinden alınmış mesn...
-
Bir akrabam yıllarca önce anlatmıştı. Bahçeli'de kurban keserler. Kendisinin tüm itirazlarına karşın bir dirhem bile dağıtılmayan et e...
-
Nicedir aklımda. "Tanrı" dendiğinde küfür ediliyor sanan, boyuna kadar günaha batacağını düşünen Müslümanlar için "Allah...
-
DİLİM GİYDİRİR BANA KİLİM 1- 24.02.2015 tarihinde Kanal Türk’te akşam haberlerinde, haberleri sunan kişi "aile kabristanlığ...
-
Bugün bir arkadaşım anlattı. Çok öfkeli ve şaşkındı. Kızı 4. sınıfa gidiyor. Öğretmenin verdiği Türkçe dersinden bir ödevle ilgili ann...
-
“BENİM HALİM MEMLEKETİN HALİ.” Bor Devlet hastanesinde, son zamanlarda iki doktora gittim. İlki göz doktoru… Niğde Devlet Hastanesi...
-
Yıllardır zambak olarak bildiğim bu çiçeğin adının "süsen" olduğunu öğrendim. Okuduğum romanlarda, öykülerde, şiirlerd...